Fine-Kinney metodu nedir ve nasıl kullanılır ?

Sarp

New member
Bence Fine-Kinney'nin en verimli kullanımı da tam burada başlıyor: Formül aynı kalırken formüle girdi sağlayan insanların deneyimleri çeşitleniyor.

Bir Risk Puanı Gerçeğin Kendisi Değildir

Fine-Kinney'nin önemli bir sınırlaması var: Sonuç matematiksel görünse de puanların kendisi tamamen objektif değildir.

Örneğin iki uzman aynı makineyi inceliyor. Biri olasılığı 3, diğeri 6 olarak değerlendirebilir. Biri mevcut koruyucuyu yeterli görürken diğeri yetersiz bulabilir.

2025 yılında İstanbul'daki bir kamu kurumunun ofis ortamında 330 tehlike kaynağının Fine-Kinney yöntemiyle değerlendirildiği bir çalışmada da yöntemin parametrelerindeki belirsizliğin objektif sonuç elde etmeyi zorlaştırabildiği belirtilmiş ve bu nedenle bulanık mantık yaklaşımıyla daha gerçekçi sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır.

Benzer şekilde metal sektöründeki 252 durum üzerinde yapılan başka bir araştırmada klasik Fine-Kinney ile bulanık Fine-Kinney yaklaşımı karşılaştırılmış; bulanık yaklaşımın ara değerleri kullanarak belirsizliği daha ayrıntılı ele alabildiği raporlanmıştır.

Bu nedenle “risk skoru 240 çıktı, demek ki gerçek risk tam olarak 240” şeklinde düşünmek hatalıdır.

240, karar vermeye yardımcı olan bir göstergedir.

Asıl soru şudur:

“Bu 240 puanın arkasındaki varsayımlar ne kadar sağlam?”

Risk Puanını Düşürmek İçin Her Önlem Aynı Değerde Değildir

Fine-Kinney analizi yapıldıktan sonra en kritik aşama başlar: kontrol tedbirlerinin seçilmesi.

Burada yalnızca “çalışana eğitim verelim” veya “kişisel koruyucu donanım kullandıralım” demek yeterli değildir.

ABD Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (NIOSH), tehlikelerin kontrolünde hiyerarşik bir yaklaşım öneriyor. En etkili yöntemler sırasıyla tehlikenin ortadan kaldırılması, daha güvenli bir alternatifle değiştirilmesi, mühendislik kontrolleri, idari kontroller ve son olarak kişisel koruyucu donanımdır.

Örneğin yüksekten düşme riski için sadece “çalışanlara dikkat etmeleri söylensin” demek zayıf bir kontrol olabilir.

Bunun yerine:

Tehlikeyi ortadan kaldırmak mümkün mü?

Daha güvenli bir çalışma yöntemi uygulanabilir mi?

Korkuluk veya fiziksel bariyer kurulabilir mi?

Çalışma prosedürü değiştirilebilir mi?

Son aşamada uygun kişisel koruyucu donanım kullanılabilir mi?

Bu sorular birlikte ele alınmalıdır.

NIOSH'un yaklaşımındaki temel mantık da çalışan davranışına daha az bağımlı olan pasif kontrollerin daha güçlü olmasıdır. Örneğin fiziksel bir mühendislik kontrolü, her çalışanın her saniye doğru davranmasına kıyasla daha sürdürülebilir bir koruma sağlayabilir.

Fine-Kinney ile Önlem Sonrası Risk Nasıl Okunmalı?

Diyelim ki bir makinenin mevcut risk skoru:

Olasılık = 6

Frekans = 6

Şiddet = 15

6 × 6 × 15 = 540

Bu ciddi bir başlangıç riskidir.

İşletme daha sonra fiziksel koruyucu, kilitleme sistemi ve güvenli bakım prosedürü uyguluyor. Yeni değerlendirmede olasılığın 1'e, frekansın 3'e düştüğü varsayılsın.

Şiddetin hâlâ 15 olması şaşırtıcı değildir. Çünkü makineyle temas gerçekleşirse sonuç hâlâ ciddi olabilir.

Yeni skor:

1 × 3 × 15 = 45

Yani risk 540'tan 45'e düşüyor.

Buradaki önemli içgörü şu: Önlem almak her zaman olayın sonucunu değiştirmez; çoğu zaman olayın gerçekleşme ihtimalini veya maruziyet sıklığını azaltır.

Bu nedenle risk değerlendirmesinde “önlem aldık, artık şiddet 1” gibi yapay puanlamalar yapmak yerine, hangi değişkenin gerçekten değiştiğini açıklamak gerekir.

Fine-Kinney'nin Farklı Disiplinlerle Bağlantısı

Fine-Kinney'yi yalnızca iş güvenliği uzmanlarının kullandığı bir tablo olarak görmek yöntemin potansiyelini küçültür.

Mühendislik açısından yöntem, makine tasarımındaki güvenlik açıklarının önceliklendirilmesine yardımcı olur.

Ergonomi açısından tekrarlayan hareketler, zorlayıcı çalışma pozisyonları ve fiziksel yüklerin değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.

Psikoloji açısından stres, iş yükü, iletişim sorunları ve güvenlik kültürü gibi faktörlerin risk yönetiminde nasıl dikkate alınacağı tartışılabilir.

Ekonomi açısından sınırlı bütçenin hangi güvenlik yatırımına ayrılmasının daha fazla risk azaltımı sağlayacağı sorgulanabilir.

Hukuk açısından risk değerlendirmesi, işverenin önleme ve kontrol sorumluluklarının sistematik biçimde ele alınmasına yardımcı olan araçlardan biridir.

Yönetim bilimi açısından ise Fine-Kinney, karar verme ve kaynak tahsisi mekanizmasına dönüşür.

Çay sektöründeki bir risk değerlendirme çalışmasında 47 tehlikenin Fine-Kinney yöntemiyle belirlendiği ve bunların 40'ının ayrıca FMEA yöntemiyle yeniden değerlendirildiği görülüyor. Çalışmada önceki iş kazaları, ramak kala olaylar, meslek hastalıkları, maruziyet ölçümleri ve acil durum planları gibi veriler de risk değerlendirmesine dahil edilmiş.

Bence buradan çıkarılacak en önemli ders şu: İyi risk analizi yalnızca puanlama tablosundan oluşmaz. Gerçek saha verisi olmadan tablo kolayca “uzman tahmini” haline gelebilir.

Fine-Kinney Kullanırken Yapılan En Büyük Hatalar

İlk hata, puanları kanıtsız vermektir. “Bence olasılık 6” demek yerine geçmiş kazalar, ramak kala kayıtları, maruziyet süreleri, bakım kayıtları ve çalışan görüşleri incelenmelidir.

İkinci hata, frekansı yanlış yorumlamaktır. İşin haftada bir yapılması ile tehlikeye haftada bir maruz kalmak aynı şey değildir.

Üçüncü hata, yüksek puanlı riski görünce hemen “KKD verelim” demektir. Daha etkili mühendislik veya eliminasyon seçenekleri araştırılmalıdır.

Dördüncü hata, risk değerlendirmesini bir kere yapıp dosyaya kaldırmaktır. İş değişirse, makine değişirse, üretim yöntemi değişirse veya yeni bir tehlike ortaya çıkarsa değerlendirme de yeniden ele alınmalıdır.

Beşinci hata ise skorun kendisini amaç haline getirmektir.

Risk değerlendirmesinin amacı 87 puanı 35'e indirmek değildir. Amaç, gerçek hayattaki zararı önlemektir.

Sonuç: Fine-Kinney Bir Hesaplama Formülünden Fazlası

Fine-Kinney'nin temel matematiği basittir: Olasılık × Frekans × Şiddet. Fakat yöntemin gerçek değeri bu çarpma işleminde değil, ortaya çıkan sonucun nasıl yorumlandığında yatıyor.

Bir riskin neden yüksek puan aldığını anlamak, hangi kontrol tedbirinin uygulanabileceğini tartışmak ve önlem sonrasında riskin gerçekten azalıp azalmadığını görmek yöntemin asıl amacıdır.

Üstelik gerçek dünya örnekleri yöntemin farklı sektörlere uyarlanabildiğini gösteriyor. Hastanelerden metal sektörüne, ofislerden inşaat sahalarına ve çay fabrikalarına kadar farklı çalışma ortamlarında Fine-Kinney yaklaşımının kullanıldığı görülüyor.

Ama yöntem kusursuz değil. Puanlamada insan yargısı bulunduğu için ekip üyelerinin deneyimi, saha verileri ve geçmiş olay kayıtları büyük önem taşıyor. Daha ileri uygulamalarda bulanık mantık gibi yöntemlerin gündeme gelmesinin nedeni de bu belirsizliği azaltma ihtiyacı.

Forumda bence asıl tartışılması gereken soru da burada:

Bir işletmede 400 puanlık bir risk ile 150 puanlık üç risk aynı anda bulunuyorsa, bütün kaynakları 400 puanlık riske mi ayırmak gerekir?

Çalışanların sahadaki deneyimi ile uzmanların matematiksel puanlaması çeliştiğinde hangisi daha fazla ağırlık taşımalı?

Bir risk puanını düşürmek gerçekten güvenliği artırıyor mu, yoksa bazen sadece tabloyu mu iyileştiriyoruz?

Ve belki de en önemlisi: Sizin çalıştığınız veya gözlemlediğiniz bir işyerinde, kâğıt üzerinde “düşük” görünen ama günlük hayatta çalışanların ciddi biçimde rahatsız olduğu bir risk oldu mu?

Çünkü Fine-Kinney'nin en büyük sınavı Excel tablosunda değil, o tablonun gerçek çalışma hayatını ne kadar doğru yansıttığında ortaya çıkıyor.
 
Üst